<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taygun &#187; Eleştirel Yaklaşım</title>
	<atom:link href="http://www.taygun.net/category/elestirel-yaklasim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.taygun.net</link>
	<description>Ey Özgürlük...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jul 2010 09:10:44 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ne hallere geldik&#8230;</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-hallere-geldik.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-hallere-geldik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 12:38:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar ne yapacaklarını şaşırmış durumda herkesin derdi &#8220;ben&#8221; olmuş. Herkes kendi söylediğini kanun sanıyor, en doğruyu o biliyor, bir tek o muhteşem insan gibi davranıyor. Kendini tatmin etmek için zeytinyağı gibi ne olursa olsun suyun üstünde olmak istiyor. Onlar gibi rekabet etmeyene, ben ben diye tutturmayana da kendilerince aşağılar gözle bakıyorlar&#8230;
Haftanın ilk günü olmasına rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar ne yapacaklarını şaşırmış durumda herkesin derdi &#8220;ben&#8221; olmuş. Herkes kendi söylediğini kanun sanıyor, en doğruyu o biliyor, bir tek o muhteşem insan gibi davranıyor. Kendini tatmin etmek için zeytinyağı gibi ne olursa olsun suyun üstünde olmak istiyor. Onlar gibi rekabet etmeyene, ben ben diye tutturmayana da kendilerince aşağılar gözle bakıyorlar&#8230;</p>
<p>Haftanın ilk günü olmasına rağmen İzmir&#8217;de son günlerdeki en serin sabah olduğu için &#8220;pazartesi sendromu&#8221; yaşamadan uyandım . Kendimi sokağa attığımda da aman aman bir sıcak yoktu çok şükür (31 derece). Vapura bindim, kulaklığımı takıp radyoyu açtım, bir yandan da denizi seyrediyorum. Kanallar arasında gezer dururken çok hoş eski bir şarkı denk geldi &#8220;şişt şişt sakin ol sinirlerine hakim ol&#8221;&#8230; 90&#8242;lı yılların başında çocukluk dönemime denk geldiğinden şarkıdan aklımda kalan tek şey nakarat kısmıymış onu farkettim. Hani bir kitabı okuyup, bir filmi izleyip, aradan belirli bir süre geçtikten sonra tekrar izler, okursun farklı anlamlar yerleşir ya zihnine bu şarkıda da durum aynı oldu.</p>
<p>Şarkıyı dinledikçe sanki 90lı yıllarda değil de 20li yıllarda durumu anlatmak için yazılmış gibi geldi. O zamanlarda durum böyleydi herhalde çocukluk aklıyla birşey anlamamışız&#8230;</p>
<p>Şimdi bakıyorum, bir tek kelimesi yanlış değil. Kültürümüzden her geçen gün daha fazla uzaklaşıyoruz, insanlığımızı kaybediyoruz farkında olarak veya olmayarak. İlişkiler ego savaşı halinde, trafikte ilk kez gördüğümüz insana bile kin ve nefretle küfürü basıyoruz en ufak hatasında, yada hatası bile olmayan yolda kendi halinde yürüyen insanlara bile bir kulp takıyoruz, anında etiketini yapıştırıyoruz, hiç kendimizi eleştirmeden fildişinden kulelerin tepesinden bakıyoruz insanlara. Aslında farkında değiliz, başkalarını geçtim kendimize saygımız kalmamış. Çok mu karamsarım bilmiyorum, ama umarım ben karamsar yaklaşıyorumdur duruma&#8230;</p>
<p>Buda bahsi geçen bu yazıya sebep olan şarkımız&#8230;</p>
<blockquote><p>of bu ne sinir bu ne öfke<br />
aman bir telaş bir acele<br />
herkes birbirini boğacak<br />
bu gidişle sonumuz ne olacak</p>
<p>kimi takmış alaturkaya<br />
kimi batıdan sikayetçi<br />
e ne var sanki bunda kızacak<br />
dünya hali bu gelip geçici</p>
<p>hişt hişt sakin ol sinirlerine hakim ol<br />
hişt hişt sakin ol sinirlerine hakim ol</p>
<p>kimi lahmacundan utanır<br />
kimi her önüne gelene gıcık<br />
ya uzak herkes birbirine<br />
ya ilişkiler vıcık vıcık</p>
<p>kimi entellere düşman<br />
kiminden cehalete prim<br />
bu ne manasız didişme<br />
kimse kimseye bir şey ögretemez mirim</p>
<p>ölümlü dünya ölümlü insan<br />
ha alim olsan ha zalim olsan<br />
ölümlü dünya ölümlü insan<br />
ha alim olsan ha zalim olsan</p>
<p>herkesin doğrusu en dogru<br />
herkesin lafi bir hikmet<br />
sıradan seyler de konuşalım<br />
iş mi yani birbirimizi yemek</p>
<p>ille de kusursuz olmali<br />
hata yapmaya da hakkimiz yok<br />
üçüncü sahislar için herkes<br />
sancilar içinde bu kadari da çok</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-hallere-geldik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen ne pis adamsın Serdar&#8230;</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sen-ne-pis-adamsin-serdar.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sen-ne-pis-adamsin-serdar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 11:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[bizimkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ezel]]></category>
		<category><![CDATA[fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[komedi dükkanı]]></category>
		<category><![CDATA[salih kalyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Türk dizileri son zamanlarda rezil bir hal aldı malesef. İzlediğimden değil ha sakın yanlış anlamayın, reklamlarını görmek yetip artıyor. Kavak Yelleri dizisinde herkes herkesle sevgili oldu yattı kalktı, Yaprak Dökümü matem evi gibi her dakika göz yaşları sel olup akıyor, Behlül Bihter&#8217;i götürüyor yetmiyor amcasının kızına sarkıyor falan filan fişmekan. Zaten dizileri izlemek için çelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk dizileri son zamanlarda rezil bir hal aldı malesef. İzlediğimden değil ha sakın yanlış anlamayın, reklamlarını görmek yetip artıyor. Kavak Yelleri dizisinde herkes herkesle sevgili oldu yattı kalktı, Yaprak Dökümü matem evi gibi her dakika göz yaşları sel olup akıyor, Behlül Bihter&#8217;i götürüyor yetmiyor amcasının kızına sarkıyor falan filan fişmekan. Zaten dizileri izlemek için çelik gibi sinir sistemi lazım. Reklamlardan insan bunalıyor.</p>
<p>Yaklaşık 5-6 yıldır izlediğim tek dizi var(dı) Kurtlar Vadisi, fakat artık onunda afedersiniz ama boku çıktı.</p>
<p>Yeni takıntım Ezel&#8230;</p>
<p>Dizilere olan önyargım sebep 19. bölümü yayınlanırken başladım izlemeye düşünün. Ne Salih abiye olan hayranlığım, ne Kenan&#8217;ın karizması, Ne Tuncel Kurtiz&#8217;in mükemmel oyunculuğu beni diziyi ilk anda izlemeye sevk ettiremedi.</p>
<p>Facebook sağolsun arada dayının millete verdiği ayarları görüyordum. Arkadaşlarda çok övdü, hadi bunları geçtim. &#8220;Ben dizi izleyemiyorum sabredemiyorum, ne olacaksa 90 bilemedin 120 dakika içinde olup bitecek&#8221; diyen annem bile ezelde ezel diye coşunca ilk bir iki bölümü internetten indirip izledim. Dizinin konusu, oyuncuların yeteneği (Cansu Dere hariç), çekim yapılan mekanların güzelliğini falan geçtim. Bizim dizilerimizde pek bulunmayan türden çekim kalitesi, geçmişe dönüşler vs. çok kaliteli bir yapım olmuş. Şuan Ezel bağımlısı olmuş durumdayım <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Gelelim başlığımızın ucunun nereye dokanacağına. Dizide esas kızın babası, şerefsizler şerefsizi dizide ki ismiyle Serdar yani Salih Kalyon. 88&#8242;den sonra doğmuş olanlar pek hatırlamaz o günleri. Fakat tevellütü daha eski olanlar muhakkak onu Bizimkiler dizisinden hatırlayacaklardır. Pazar akşamlarının vazgeçilmeziydi bizimkiler dizisi. Şimdiki gibi uydu alıcıları, kablolu yayın vs. icat olmadığı için kılçık antenin çektiği kısıtlı kanallardaki kısıtlı yayınlardan biriydi. Gerçi Bizimkiler TRT&#8217;de ki şaşalı döneminden sonra uzun süre başka kanallardada devam etti etmisine ama TRT&#8217;de yayınlanan bölümleri gibi olmadı bir türlü. Biz milletçe tiyatrodan uzak olduğumuz için ya dizilerden ya filmlerden tanıyoruz böyle kıymetli insanları. Vizontele ve Vizontele Tuba&#8217;da ufak rolleri olsada o dişsiz haliyle yarattığı tipleme harikaydı. Arkasından Fırtına adlı dizide resmen kendine beni aşık etti. Karadeniz şivesini kullanması ve yeteneğiyle yarattığı kaypak, üçkağıtçı ama sevimli karakter &#8220;fevkaladenin fevki&#8221; idi efenim <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </p>
<p>Arkasından Komedi Dükkanı ile hakettiği ünü şöhreti yakaladı yakalamasına ama Tolga&#8217;nın bencilce ve saygısızca tavırları yüzünden dükkanı bırakıp gitti Salih abi.</p>
<p>Şimdi ise Ezel&#8217;de döktürüyor Salih abi, öyle ki sokakta görsem yüzüne tükürüp sen ne pis adamsın Serdar diyeceğim <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sen-ne-pis-adamsin-serdar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kazık Mı Çakacaksın Be Adam?</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/kazik-mi-cakacaksin-be-adam.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/kazik-mi-cakacaksin-be-adam.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 11:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[pilates]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Çok önceleri kaleme almış olduğum bir yazıyı taslaklar arasından bulup çıkardım bu gün. Soğuk bir kış günü hastayken evde yatıyordum ve şöyle şeyler yazmıştım;
Bu gün hasta olduğum için mecburen yatıyordum televizyon karşısında. Kumanda bende olmadığı için annem ne izliyorsa ona razı olmak zorunda kaldım. Soğuk ve yalnız odamda yatmaktansa sıcak, kalabalık (2 kişi bayağı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok önceleri kaleme almış olduğum bir yazıyı taslaklar arasından bulup çıkardım bu gün. Soğuk bir kış günü hastayken evde yatıyordum ve şöyle şeyler yazmıştım;</p>
<p>Bu gün hasta olduğum için mecburen yatıyordum televizyon karşısında. Kumanda bende olmadığı için annem ne izliyorsa ona razı olmak zorunda kaldım. Soğuk ve yalnız odamda yatmaktansa sıcak, kalabalık (2 kişi bayağı bir kalabalık) ve televizyon olan bir odada yatmak tabiki daha cazip. Neyse asıl konumuza dönelim televizyonda annem deryalı günleri izliyor bende ister istemez göz ucuyla yapılan yemeklere atkılara berelere falanlara filanlara bakıyorum. Programın benim için dönüm noktası yemek yapan bayanın &#8220;bu yemeğe şunuda ekliyoruz çok sağlıklı&#8221;, &#8220;bak Deryacım bunuda ekle buda harika lezzet veriyor hem &#8230; hastalığa iyi geliyor&#8221; birden şaşkınlığım hat saffaya yükseldi ismini cismini bilmediğim garip şeyleri sırf sağlıklı diye niye yiyeyim ki? Aklımda tek kalan keten tohumu o ne ki? Keten kumaşı bilirim ben, onuda pantolonum vardı yazlık ordan bilirim. Keten tohumunu falan bilmem yani. Birde sürekli sebze üzerinde duruluyor, salatada salata deniyor.</p>
<p>Neyse böyle yaşayanlar varsa takdir etmeli açıkçası ben boğazına düşkün biriyimdir. Hem boğazına düşkün hem Türk mutfağına düşkünümdür. Gelsin kebaplar, gitsin pideler, oh çorbada var sirkeli sarmısaklı işkembe, kuru-pilav, bol etli nohut, mangalda et köfte tavuk, balık ve malum beyaz sıvı ben anca bunların yanında 1-2 çatal salata yerim birazda haşlama ege otlarından turp otu, radika falan filan ama hakiki zeytinyağını bol koymak lazım. Sebzeyi severim tabi ama bol etli olursa. Garip baharatları sevmem sevemem kokoreçe birde mangalda pişmiş köfteyle ete kimyon. Kebabın yanında sumaklı soğan, birde tuzla karabiber yeter bana. Kazandibinin üstünede tarçını severim.</p>
<p>Şimdi sağlıklı yaşayanlara göre beni kıyaslarsanız fazla ömrüm kalmış olamaz. Ama biz toplum olarak kaderciyizdir değil mi? &#8220;kader böyleymiş&#8221;, &#8220;mukadderat yapacak birşey yok&#8221; der geçeriz. Bir düşünün kesin bunlara benzer cümleler kurdunuz bu güne kadar. Yani ölceğimiz varsa yesekte yemesekte ölürüz değil mi? Doğanın kuralı bu. Tabi ne kadar erken yada ne kadar geç bunuda hesaplamak düşünmek lazım. Buna farklı farklı açılardan bakıcam. Elhamdülillah Müslümanız hepimiz olmayanlarada karşı değiliz din ve vicdan özgürlüğüne saygılıyız toplumca (!) o yüzden incil basanların kafalarını kesiyoruz neyse konumuz bu değil. Dinimizce hepimizin öleceği zaman belli ve bu süre ne 1 saniye uzar ne 1 saniye kısalır diyor ilahiyatçılar. Bu yönden bakarsak sonuç: yiyelim.</p>
<p>Ama farklı bakış açılarından bakıp konuyu derinlemesine incelemeliyiz. Birde yaşadığımız ülkeyi çevremizi göz önüne alalım. Çok sağlıklıyız spor yapıyoruz, sebzeyle meyveyle besleniyoruz, yoga yapıyoruz, pilates yapıyoruz yapıyoruzda yapıyoruz. 24 yaşındayız kaldırımda yürüyoruz gözlerimizi açtığımızda bulutların üstündeyiz. Ne olduğu sorusunun cevabı basit alkollü şöför kaldırıma çıktı ezdi.<br />
Yine yukardaki özelliklere sahip biriyiz. İşten eve dönüyoruz çöpün yanından geçerken bir patlama sesi yine öldük. Otobüste gidiyoruz freni patlamış kamyon gelip devriliyor kumlar içeri doluyor, yine öldük. Düğün gittik damadın amcası tabancayı çıkartıp boşalttı, seken kurşun bize isabet etti, yine öldük. Milli takım maç kazandı aşşağdan geçen grubun sesine bakmak için balkona çıktık, yine öldük. Yolda yürürken biriyle çarpıştık daha özür dilemeye fırsat vermeden bıçağı çekip vurdu. Polis ifadesini alır tanık gösterir diye kimse ellemedi şehrin göbeğinde kan kaybından öldük. Daha sebep mi istiyorsunuz. Alkol aldınız ehliyetinizde yok arabaya bindiniz şehrin en işlek caddelerinden birinde geziyosunuz polis dur diyor suçlusunuz bunun bilinciyle kaçıyorsunuz polis ateş ediyor başınızdan vurulup ölüyorsunuz. Stadyuma maç izlemeye gidiyorsunuz aynı renklere aşık olduğunuz insan sizi öldürüyor. Daha uzar gider&#8230;<br />
Burdanda gönlümüzce yiyelim sonucu çıkıyor.</p>
<p>Bu teknikleri bulan bilim adamlarına saygım inanın sonsuz kim istemez ki uzun ve sağlıklı yaşamayı. Bu taktikleri avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlar için son derece geçerli. Ama bize uymaz, biz Türküz. En başta biz Türk olduğumuz için &#8220;BİZE BİRŞEY OLMAZ&#8221;. Et yiyen öldü de, ot yiyen ölmedi mi? Hem biz inekmiyiz ot yiyelim sürekli <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hadi kadercilik yapalım yiyelim, içelim kendimizen geçelim <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/kazik-mi-cakacaksin-be-adam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haluk Cacan</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/haluk-cacan.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/haluk-cacan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 12:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[akdenizde gezintiler]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Cecan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde bir kanalda RTÜK ceza olarak Haluk Cecan belgeselleri (Akdenizde Gezintiler) yayınlıyordu. Daha öncede bir çok kez aynı tip cezayla karşılaşmıştım. Kanalı külliyen kapatmak yerine böyle belgesel yayını ile kanala ceza, izleyicilere ödül veriliyor. Öyle enteresan bir ülkede yaşıyoruz işte. 
Haluk Cacan gibi bir üstadın yılların tecrübesiyle, büyük emeklerle çektiği belgeseller ancak RTÜK ceza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde bir kanalda RTÜK ceza olarak <strong>Haluk Cecan</strong> belgeselleri (<strong>Akdenizde Gezintiler</strong>) yayınlıyordu. Daha öncede bir çok kez aynı tip cezayla karşılaşmıştım. Kanalı külliyen kapatmak yerine böyle belgesel yayını ile kanala ceza, izleyicilere ödül veriliyor. Öyle enteresan bir ülkede yaşıyoruz işte. </p>
<p>Haluk Cacan gibi bir üstadın yılların tecrübesiyle, büyük emeklerle çektiği belgeseller ancak RTÜK ceza verdiğinde yayınlanıyor. TRT arşivinde bulunan yüzlerce kaliteli yayının olduğu gibi arşivlerde duruyor, banada bu çok ilginç geliyor.</p>
<p>Haluk Cecan&#8217;dan bahsedelim biraz bilmeyenler için. Su altıyla, denizle, dalışla, balıkla ilgili hemen herkesin tanıdığı balık adam, belgeselci diyebiliriz kısaca. Dost muhabbetlerinde tanım yapacaklar için ise &#8220;abicim adam Kaptan Kustonun Türkiye şubesi&#8221; diyebilirsiniz. Ki kaptan Kusto rahmetli olduktan sonra onun dalış ekibi o sıralarda hasta olan Haluk ustayla Türkiye&#8217;de bir dalış bile yapmıştır. Kaptan Kustodan (Jacques-Yves Cousteau) tek eksiği, bir Calypso&#8217;ya sahip olmamaktı. Yaptığı dalışları kimi zaman ufak bir balıkçı teknesiyle, kimi zaman bir guletle, kimi zaman kiraladıkları bir dalış teknesiyle yapmıştı.</p>
<p>Tam ezberimde olmadığı için (pekte mümkün değil zaten liste kabarık) bu kısımda alıntı olarak çektiği ödül almış belgesellerin detayını vereyim.</p>
<p>1990 &#8211; Mavi Derinliğin Dişleri &#8211; Fransa Dünya Sualtı Film Festivali Dünya İkincilik Ödülü<br />
1992 &#8211; Tenten ve Denizler Hakimi &#8211; Fransa Dünya Sualtı Film Festivali Insolid Ödülü<br />
1992 &#8211; Sessiz Dünyada Gezintiler &#8211; Fransa Doğa Filmleri Festivali İkincilik Ödülü<br />
1993 &#8211; Mavi Derinliğin Dişleri ve Tenten ve Denizler Hakimi &#8211; Fransa Dünya Film Festivali / Dünyanın en iyi 20 Yönetmenine verilen Prima Clup Ödülü<br />
1995 &#8211; Mavinin Dostluğu &#8211; Çek Cumhuriyeti Uluslararası P.A.F Film Festivali Dördüncülük ödülü<br />
1996 &#8211; Tenten ve Denizler Hakimi &#8211; Çek Cumhuriyeti 18. Dünya Sualtı Filmleri Festivali Üçüncülük Ödülü<br />
1996 &#8211; Dinazor &#8211; Fransa 23. Dünya Sualtı Filmleri Festivali Dımıtrı Rabikoff Ödülü<br />
1997 &#8211; Tenten ve Denizler Hakimi &#8211; Fransa Strasbourg Uluslararası Sualtı Film Festivali Üçüncülük Ödülü<br />
1997 &#8211; Mavinin Dostluğu &#8211; Uluslararası Ankara Film Festivali Belgesel Film İkincilik Ödülü<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; İspanya Ciclo Uluslararası Sualtı Film Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; Çek Cumhuriyeti Tachov Uluslararası Sualtı Film Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; Tunus Tabarka Uluslararası Film Festivali Birincilik Ödülü / Grand Prix<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; 4. Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; 4. Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Bronz Denizatı Ödülü<br />
1997 &#8211; Dinazor &#8211; 4. Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Tatras Ödülü<br />
1998 &#8211; Olmak, Olmamak &#8211; Slovakya Tatras Uluslararası Film Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 3, 4, 5 Mart Fransa Uluslararası Strasburg Sualtı Filmleri Festivali Üçüncülük / Bronz Balina<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 8-12 Mart Fransa Uluslararası Berre Sualtı Filmleri Festivali Letrange Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 2 &#8211; 6 Mayıs &#8211; İspanya Uluslararası Ciclo Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 18 &#8211; 21 Mayıs &#8211; Çek Cumhuriyeti Uluslararası P.A.F Sualtı Filmleri Festivali Denizkızı Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 28 Haziran / 2 Temmuz &#8211; İtalya Uluslararası Pelagos Sualtı Filmleri Festivali Juri Özel Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; 19 &#8211; 22 Ekim &#8211; Slovakya Uluslararası High Tatras Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
2000 &#8211; Mahşerin Atlıları &#8211; Marsilya Sualtı Filmleri Festivali / Anfor Ödülü<br />
2002 &#8211; Tintin Et Le Conquerant Des Mers &#8211; Retina Uluslararası Film ve Video Festivali, Gösterim.<br />
2004 &#8211; Uzaya Kaçış &#8211; Fransa Dünya Sualtı Filmleri Festivali Insolid Ödülü(En ilginç film ödülü)<br />
2004 &#8211; Uzaya Kaçış &#8211; Belgrad Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
2005 &#8211; Uzaya Kaçış &#8211; İspanya San Sebastian Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Jüri Özel Ödülü<br />
2005 &#8211; Uzaya Kaçış &#8211; Fransa Stasbourg Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Orijinalite Ödülü<br />
2005 &#8211; Çılgın Müzisyenler &#8211; Fransa Dünya Sualtı Filmleri Festivali En Fantastik Film Ödülü.<br />
2005 &#8211; Çılgın Müzisyenler &#8211; Belgrad Uluslararası Sualtı Filmleri Festivali Onur Ödülü<br />
2005 &#8211; ODTÜ Yaşam Boyu Başarı Ödülü </p>
<p>(Aradaki ufak tefek yurtiçi ödülleri ayıkladım)</p>
<p>Yazacak pek birşey bulamıyorum aslında çok şey olmasına rağmen. İnternet sayesinde onunla 1-2 mail alışverişi yapmıştım vefatından önce. Bana belgesellerinin cdlerini yollayacaktı. Ama o aramızdan ayrıldı&#8230;</p>
<p>Haluk Cecan çektiği belgeselleri sayesinde, cezayla mezaylada olsa hep hatırlanacak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/haluk-cacan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketiniz Efendiler&#8230;</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/tuketiniz-efendiler.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/tuketiniz-efendiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 10:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[converse]]></category>
		<category><![CDATA[eleştri]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim çılgınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ugg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Merhabalar
İnsanların birşeyler almak için birbirini ezdiği şu büyük teknoloji marketlerinden birine gitmek zorunda kaldım Cumartesi günü. Kapıdaki kalabalığı görünce herhalde mankenler tanıtım yapıyor veya ne bileyim bedava birşeyler dağıtılıyor sandım. İzdiham denemesede ona yakın bir kalabalık içinden sıyrılıp cep telefonlarının olduğu bölüme geldik. Bilemiyorum pazarlama stratejisi mi, yoksa yerden tasarruf için mi yapılmış. Reyonların arasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar</p>
<p>İnsanların birşeyler almak için birbirini ezdiği şu büyük teknoloji marketlerinden birine gitmek zorunda kaldım Cumartesi günü. Kapıdaki kalabalığı görünce herhalde mankenler tanıtım yapıyor veya ne bileyim bedava birşeyler dağıtılıyor sandım. İzdiham denemesede ona yakın bir kalabalık içinden sıyrılıp cep telefonlarının olduğu bölüme geldik. Bilemiyorum pazarlama stratejisi mi, yoksa yerden tasarruf için mi yapılmış. Reyonların arasındaki mesafe bırakın iki kişinin yan yana geçmesini tek kişinin bile rahat rahat yürümesine yetmeyecek kadar dar. İnsanlar dip dibe, deli gibi aaa, aaa nidalarıyla elektronik eşyaların içine düşüyorlar.</p>
<p>Aldığında özelliklerinin yarısını bile kullanamayacağı telefona bir kaç bin lira verenler. Sadece evde msn&#8217;e ve facebook&#8217;a girmek için kullanacağı laptopa 3 bin lira bayılanlar, bir aylık maaşını plazma tvye yatıran polis memuru. Beni hayretler içerisinde bırakmaya yetip arttı.</p>
<p>Toplum olarak öyle bir hale geldik ki maşallah teknolojiyi bizden iyi hiçbir ülke hatta üreten ülkelerin vatandaşları bile böyle takip edemez. Dediğim gibi kullanamayacağı özellikler için telefona bilmem kaç bin lira para vermeyi, bir iki maaşının toplamına gidip plazma televizyon taksidine girmeyi benim aklım almıyor veya aklıma yatmıyor diyelim.</p>
<p>Yahu senin aklına yatmıyorsa, yanlış mıdır? Diyecek olursanız bende önce bir düşünür sonra yanıtını veririm.</p>
<p>Bir ülkede hiçbirşey üretilmiyor, tamamen dışa bağımlı olarak ve devamlı birşeyler tüketiliyorsa yanlış giden birşeyler muhakkak vardır. Şuan ülkenin dış ticaret açığına bakılırsa açık ve net bir şekilde görülecektir bu. Yazı yazdığım klavye, müzik dinlediğim hoparlör, şuan bulunduğunuz sitenin altyapısı tamamen yabancı. Yanlış anlamayın asla yabancı düşmanlığı değil bu. Elbet yabancıların ürettiği malları kullanacağız buna mecburuz. Ama bizde birşeyler üretebilsek, bizimde dünya üzerinde söz sahibi bir kaç markamız, ürünümüz olsa fena mı olur? Herkes kısa yoldan bir yerlere gelme, para kazanma hevesinde olduğundan herhalde kafamız bir türlü iyi şeylere çalışmıyor.</p>
<p>Teknolojik zamazingolar haricinde biz giyim kuşamada gereksizce düşkünüz, moda desinler şu meşhurlardan (isim veremiyorum bilmediğim için kusura bakın) biri donla sokağa çıksın ertesi gün bizim gençler aynı şekil sokağa çıkmazlarsa namerdim. Ugg denen mereti sanki kızılay dağıtıyor. Adidasın türbe yeşili eşortmanını geçen sene es kaza biri giyip sokağa çıksa yemediği yafta kalmazdı, bu sene sanki okuldaki tek tip üniforma gibi herkesin üzerinde. Ortalığı sel götürüyor bizim gencimizin yarısının ayağında converse, diğer yarısında ise lastik çizme. Hani şu bildiğiniz balıkçıların falan giydiği çizmenin biraz cicili bicili hali, fiyatlarıda 3 haneli rakamlardaymış duyduğuma göre.</p>
<p>Eh ne diyelim gönlünüzce tüketiniz efendiler, sömürüldüğünüzün farkında olmadan tüketin fazla takmayın böyle şeyleri kafaya&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/tuketiniz-efendiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Moda Olsun Çamurdan Olsun</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/moda-olsun-camurdan-olsun.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/moda-olsun-camurdan-olsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 22:06:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[converse]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Moda ne menem birşey ki neye bu etiket yapıştırılsa herkes onu tercih ediyor.
Örneklerle açıklamak istiyorum efendim çünkü bu moda olmayacak şeyleri yaptırıyor, yediriyor, içiriyor, giydiriyor.
Kendimi bildim bileli kokoreç hastasıyımdır. Kokusunu 3 sokak öteden av köpeği gibi duyarım. Bu kokoreçin hammaddesi bağırsak olduğundan dolayı bir dönem çoğu kişi bana deli gözüyle bakar, hor görürdü. Abartıyorum sanmayın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Moda ne menem birşey ki neye bu etiket yapıştırılsa herkes onu tercih ediyor.<br />
Örneklerle açıklamak istiyorum efendim çünkü bu moda olmayacak şeyleri yaptırıyor, yediriyor, içiriyor, giydiriyor.</p>
<p>Kendimi bildim bileli kokoreç hastasıyımdır. Kokusunu 3 sokak öteden av köpeği gibi duyarım. Bu kokoreçin hammaddesi bağırsak olduğundan dolayı bir dönem çoğu kişi bana deli gözüyle bakar, hor görürdü. Abartıyorum sanmayın gerçekten öyle tepkiler alıyordum ki üzülsem mi sevinsem mi bilemiyordum. &#8220;Paranla .ok yiyorsun oğlum&#8221; diyenler bile en olumlu yorum yapanlardı gerisini siz düşünün. Velhasıl nasıl olduysa son 2-3 yıldır kokoreç öyle yaygınlaştı, öyle moda oldu ki (Mirkelam ve AB etkisiyle sanırım) kokoreççiler mantar gibi her köşe başında bitti. Bu seferde kaliteli kokoreç bulmak zorlaştı. Eskiden zaten az olduğu için işi bilenler bu işi yapıyordu. Ama son zamanlardaki bu artışla birlikte sapla samanı karıştırır olduk. Allahtan eski kokoreççim hala yerinde kapı gibi duruyorda bu zevkten mahrum kalmıyorum. Aynı şey söğüş ve çorbanında başına gelecektir yakındır diye tahmin ediyorum. Söğüş, sakatat ve çorba muhabbetlerinde de &#8220;ıyyy yenir mi o iğrenç şeyler&#8221; tepkileriyle karşılaşıyorum. Sanki zorla onlara yesinler diye ısrar ediyorum pehh yemeyin kardeşim zorla mı ? <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Hadi kokoreç örneği sizi pek tatmin etmedi. O zaman şuna bakın. Nar meyvesiyle değil çiçeğiyle meşhur bir ağaçtı eskiden. Nar çiçeği kırmızısı diye bir tabir var yani. Ama meyvesi ne hikmetse sadece bilmece karşımıza &#8220;çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane&#8221; diye çıkardı. Ben her nar yediğimde üstümü başımı lekeliyor, annemde bu lekeleri daha sonra çıkartamıyor bir güzel bana fırça atıyor olmasına rağmen müptelasıyım hala. Lakin şöyle bir durum peydah oldu başıma. Mehmet Öz çıkıpta nar yiyin, nar suyu için kalbe süper faydalı dediği günden beri. Nar fiyatları ikiye katlandı. Kimsenin yüzüne bakmadığı nar (pazarlarda bulmak için baya çaba sarfetmek gerekirdi) artık el arabalarında her yerde karşıma çıkar oldu. Portakal suyu havuç suyu satan yerler ise portakaldan fazla nar suyu satar hale geldi.</p>
<p>Buna keza aynı şekilde kara veya mor lahana olarak bilinen salatalarda veya turşu olarak tüketilen sebzede de buna benzer bir dönem yaşanmıştı. Kanser hastalığını önlüyor diye bir doktor söylemişti fiyatta hoppala 2-3 katına yükselmişti.</p>
<p>Dersiniz candır çeker yersin, sağlığın korunsun diye yersin. Ehh bende anlayışla karşılarım eşşek değiliz ya. </p>
<p>O zaman size birkaç örnek daha vermem icap edecek herhalde.</p>
<p>Bundan 3-5 sene önce yolda poşu takmış birini görseniz tepkiniz ne olurdu? Dürüst olun&#8230;<br />
Eminim &#8220;köylüye bak&#8221;, &#8220;terörist midir nedir ya?&#8221;, &#8220;kro&#8221; vb. tepkiler verirdiniz. Geçtiğimiz kış bütün jet sosyete, bütün tikiler, ikoncanlar kısaca dış görünüşle kafayı bozmuş kişiler poşularla boy gösterdiler ortalıkta. Buna ne diyeceksiniz?</p>
<p>Peki ya lastik çizmelere ne demeli. Yolda lastik çizme giymiş birini görmüş olsanız ya balıkçı, ya inşaat işçisi sanırdınız. Oysa şimdi bildiğimiz 10 liralık lastik çizmelere biraz makyaj yapıp 100 lira civarı fiyata millete kaktırıyorlar resmen.</p>
<p>Converse manyaklığıyla ilgili bir güzel döşendiğim yazım zaten mevcut.</p>
<p>Kısacası biz popüler kültüre fena kafayı takmışız, moda olan şeyler bizi esir almış kendine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/moda-olsun-camurdan-olsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne zamana kadar hatırlanacak?</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-zamana-kadar-hatirlanacak.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-zamana-kadar-hatirlanacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 20:14:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[dinar depremi]]></category>
		<category><![CDATA[güneydoğu şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda sel]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<category><![CDATA[sel felaketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Türk milleti olarak biraz unutkanız sanki. Başımıza her gelen afette, her gelen kötü olayda ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Eleştiriyoruz, kızıyoruz, sesimizi yükseltiyoruz, böyle olmaz, böyle gitmez diyoruz.
17 Ağustos depremi aylarca konuşuldu, yazıldı çizildi. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybetmeyen, evini barkını kaybetti. İnsanların psikolojileri bozuldu. Yıkılan binlerce evin hesabını sadece Veli Göçer verdi. Şuan hala cezasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milleti olarak biraz unutkanız sanki. Başımıza her gelen afette, her gelen kötü olayda ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Eleştiriyoruz, kızıyoruz, sesimizi yükseltiyoruz, böyle olmaz, böyle gitmez diyoruz.</p>
<p>17 Ağustos depremi aylarca konuşuldu, yazıldı çizildi. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybetmeyen, evini barkını kaybetti. İnsanların psikolojileri bozuldu. Yıkılan binlerce evin hesabını sadece Veli Göçer verdi. Şuan hala cezasını çekiyor. Diğerleri nerede? Yok. Depremle ilgili çalışma var mı? Oda yok. Depremi ya bir deprem olduğunda yada 17 ağustosun yıl dönümlerinde hatırlıyoruz.</p>
<p>Biraz daha eskilere dönelim Adana Dinar depremi 1 ekim 1995. Çocukluk döneminde hafızanızın bir kenarında kalan isim ve o isme ait ufak bir fotoğraf olur ya. İşte Dinar depremi benim hafızamda ancak o kadar yer ediyor. Şuan Dinar yeni bir depreme hazır mı? Umarım öyledir ama hiç sanmıyorum.</p>
<p>30 Yıldır Şehit veriyoruz doğuda-güneydoğuda. Her olayda teröre lanet yağdırılıyor. Çıkıp konuşmalar yapılıyor. Ne kadar sürüyor etkisi 1 bilemediniz 2 gün çok büyük olaylarda en fazla 1 hafta konuşuluyor. Çok yeni bir olay hatırlayın dağlıca baskınını aylarca tartışıldı sonuç ne oldu? hiç. Karakollarda iyileştirme çalışmaları yapıldı ama canlar gittikten sonra o kadar kıymeti kalmıyor. Yinede iyi bir gelişme.</p>
<p>Neyse gelelim İstanbul&#8217;da yaşanan acı olaylara. Başbakan &#8220;derenin intikamı acı olur&#8221; dedi.  31 İnsanın suçu neydi? Dereye ne yaptılar ki dere intikam aldı? Ortada bir suç varsa rant sağlamak için, oy kazanmak için dere yataklarına imar izni verenin. Gece kondu mahallelerine hizmet götürenin, imar affı çıkaranın, gecekondulara tapu verenin. Bir çok yerde gösterildi Mimar Sinan&#8217;ın yapmış olduğu 400 küsür yıllık köprü sele rağmen dimdik ayakta. Hemde suyun geçişine izin verecek şekilde düşünülüp o şekilde yapılmış. Fakat günümüz mühendisliğiyle, bilimiyle, gelişmiş teknik ve malzemeleriyle yapılmış köprüler ya suyu tutmaya yaradı ya suyu tutamayıp yıkılıp gitti. Olan yine masum insanlara oldu. Birde kapalı minibüste taşınan insanlar varki. Ülkedeki işsizliğe kurban giden insanlar onlar. Eğer işsizlik olmasa, o insanlar o şartlar altında çalışmayı kabul ederler mi? Kendilerinin mal gibi taşınmasına müsade ederler mi? Haklarını aramazlar mı? ama iş yok, karınlarını doyurmak, hayatlarını devam ettirmek zorundalar ve o şartlara mecburen katlanıyorlar.</p>
<p>Bu olayın izleri silinip gittiğinde yani şöyle 3-4 ay sonra bir televizyon kanalı, bir gazete, bir yönetici çıkıpta bu konuda birşeyler yazar, söyler, açıklama yapar mı? Veya biz bu olayı ne zamana kadar hatırlarız? Unutur muyuz yoksa? </p>
<p>Unutsakta sorun değil bir daha felaket yaşadığımızda muhakkak hatırlarız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/ne-zamana-kadar-hatirlanacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birini överken diğerini yerme sendromu&#8230;</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/birini-overken-digerini-yerme-sendromu.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/birini-overken-digerini-yerme-sendromu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2009 14:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Çekim Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[bob ross]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[türk insanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Bu gün şöyle tekrardan blogumun tasarımına baktım. Gerçekten güzel bir tema seçmem ve düşeş denk gelen balina logom sayesinde tam anlamıyla içime sinen bir bloga sahip oldum. Eh artık hakkını vererek birşeyler karalayalım dedim&#8230;
Türk insanında birini överken illa diğerini yerme sendromu vardır. Hep karşılaşmışızdır &#8220;benim oğlum fatmanın oğlundan çok çalışkan zaten fatmanın oğlu salak&#8221; yahu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün şöyle tekrardan blogumun tasarımına baktım. Gerçekten güzel bir tema seçmem ve düşeş denk gelen balina logom sayesinde tam anlamıyla içime sinen bir bloga sahip oldum. Eh artık hakkını vererek birşeyler karalayalım dedim&#8230;</p>
<p>Türk insanında birini överken illa diğerini yerme sendromu vardır. Hep karşılaşmışızdır &#8220;benim oğlum fatmanın oğlundan çok çalışkan zaten fatmanın oğlu salak&#8221; yahu güzel annem niye beni göklere çıkartırken illa fatma hanımın kızını yerlerde süründürüyorsun. Bu sendrom &#8220;başarısızı illa başarılıyla kıyaslama sendromuna&#8221; benzesede farklıdır.</p>
<p>Düşünün bütün çocukluğunuzda anneniz-babanız hep bu tip şeyler yapmışlardır. Futbol muhabbetinden tutun, aile bireylerinin davranışları, başarıları veya başarısızlıklarında hep böyle olmuştur. &#8220;x te takım mı be bu sene biz şampiyonuz&#8221;, &#8220;velinin damadı alkoliğin teki, bak benim damadıma aslan aslan&#8221;, &#8220;muratın kızına bak yoluk saçlı cadaloz, benim kızım prenses prenses&#8221; örnekleri arttırmak çok. </p>
<p>İyi tamam ama nerden çıktı bu diyebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde çocukluğumda severek izlediğim TRT2&#8242;de Resim Sevinci programında resim yapan bonus (kıvırcık) saçlı amcanın belgesellerini buldum. Bu arada ismi Bob Ross. Şans bu ya bir kaç gün sonra facebookta bu adamın grubu kurulmuş grubun isminide &#8220;TRT2 de resim yapan bonus saçlı amcayı sevenler&#8221; yapmışlar. Pek bi sempatik geldi açıkçası, ismini herkes bilemeyeceğine göre bu sıfat tamlamasıyla hemen hemen herkes şıp diye kimin olduğunu anlar <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Girip yorumları okurken gördüm ki yukarda bahsettiğim anne-babaların çocukları bayrağı aldıkları gibi koşmaya başlamışlar 4&#215;100 yarışındaki gibi. Dünyanın saydığı, yoldan geçen her 10 kişiden 9&#8242;unun rahatlıkla bileceği Leonardo Da Vinci&#8217;yi yerip Bob Ross&#8217;u göklere çıkartan yorumlar gördüm. Bilgisayar başında inme iniyordu. Hatırladığım kadarıyla yorum şöyleydi &#8220;Da Vinci kimmiş bee Bob Ross onun resimlerini 5 dakikada gözü kapalı yapar&#8221; yahu arkadaş el insaf yapma etme yazıktır. Adamın tabloları milyar dolarlarla ifade ediliyor, sanat tarihçileri kafayı yiyor tablolarındaki gizemleri çözebilmek için. Tamam Bob Ross gerçekten iki dakikada şahane resimler yapıyor ama sen bunu göklere çıkartırken illa niye başka bir ressamı yeriyorsun?</p>
<p>Ha şunada eminim ki başka bir ressam ismi bilseler onu kötüleyecekler. Ama garibim Leonardo abimi herkes tanıdığı için hemen günah keçisi onu yapıveriyorlar.</p>
<p>Yani kısacası bizim milletimizde &#8220;birini överken diğerin yerme sendromu&#8221; diye birşey varmı? Evet var <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/birini-overken-digerini-yerme-sendromu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Türk Sanat Müziği Severiz&#8230;</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/biz-turk-sanat-muzigi-severiz.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/biz-turk-sanat-muzigi-severiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 20:10:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[konak-karşıyaka vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[türk sanat müziği]]></category>
		<category><![CDATA[vapur marceraları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Vapur maceralarımı toplasam kitap olacak hale geldi inanın.
Ama bu gün gördüğüm gerçekten beni çok mutlu etti. Neden derseniz bu vapur halkı kimleri harcamadı ki bu vapurlarda. Limon sıkma makinası satanlardan tutun (isime aldanmayın basit plastik bir parça) 1 liraya tomarla kalem satan buna benzer ıvır zıvır satan bir sürü seyyar satıcıyı harcadı siftahsız yolladı. Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vapur maceralarımı toplasam kitap olacak hale geldi inanın.</p>
<p>Ama bu gün gördüğüm gerçekten beni çok mutlu etti. Neden derseniz bu vapur halkı kimleri harcamadı ki bu vapurlarda. Limon sıkma makinası satanlardan tutun (isime aldanmayın basit plastik bir parça) 1 liraya tomarla kalem satan buna benzer ıvır zıvır satan bir sürü seyyar satıcıyı harcadı siftahsız yolladı. Hatta geçen cumartesi günü fiziksel engellilerin yararına makbuz karşılığı gazete satan fiziksel engelli bir gençten bile koca vapurda 3-5 kişi gazete aldı.</p>
<p>Bu gün vapura bindiğimde elinde bir torbayla orta yaşın biraz üzerinde bir adam bindi. Şu eski tip vapurların arka kısmında oturmayı tercih ederim hep oda tam karşı çaprazıma oturdu. Torbadan kemanını çıkardı ve 15 dakikalık bir müzik ziyafeti çektirdi bize. O ağacın altından tutunda veda busesine kadar bir sürü şarkının nakarat kısmını çaldı.</p>
<p>Buraya kadar herşey normal. Anormal kısım yeni başlıyor. Vapur iskeleye yanışmaya başladığında keman çalmayı kesti amca. Bir alkış koptu ki sormayın ben bile şaşırdım. Adamcağız yapmayın yapmayın şimdi vapurdan indirecekler gibilerinden birşey söyledi orasını tam çözemedim (denizin ortasında nereye indiriyorlarsa). Ordan çıkış yapan 25 yaşlarında bir gencin söyledikleride hoşuma gitmedi değil. Kelime kelime hatırlayamasamda &#8220;Biz bu müziklerle büyüdük, biz başka müzikleri değil bunları bilir bunları severiz&#8221; ana temasında birşeyler söyledi. Ardından ise hemen hemen herkes cebindeki bozuklukları döküldü.</p>
<p>O zaman anladım ki biz toplumca Türk Sanat Müziği seviyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/biz-turk-sanat-muzigi-severiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanat filmi mi? İşkence mi?</title>
		<link>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sanat-filmi-mi-iskence-mi.html</link>
		<comments>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sanat-filmi-mi-iskence-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 17:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştirel Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[sanat filmi eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yerli sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.taygun.net/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Yazıya başlık yazmadan yazmaya başlıyorum. Bakalım sonu nereye varacak  
Sanat filmlerine takmış durumdayım uzun süreden beri. Fakat ancak bu gün şöyle kafamı toparlayıp birşeyler yazacak durumda hissettim kendimi. Teyzem ağır bir sinema bağımlısıdır ve ağzından düşürmediği bu lafına artık gittikçe inanmaya başlıyorum &#8220;bir film festivallere katılıyor, ödül alıyorsa o filmi sakın izleme&#8221;.
Sağolsun 1-2 yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıya başlık yazmadan yazmaya başlıyorum. Bakalım sonu nereye varacak <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sanat filmlerine takmış durumdayım uzun süreden beri. Fakat ancak bu gün şöyle kafamı toparlayıp birşeyler yazacak durumda hissettim kendimi. Teyzem ağır bir sinema bağımlısıdır ve ağzından düşürmediği bu lafına artık gittikçe inanmaya başlıyorum &#8220;bir film festivallere katılıyor, ödül alıyorsa o filmi sakın izleme&#8221;.</p>
<p>Sağolsun 1-2 yıl önce Nuri Bilge Ceylan  bu filmlerle tanıştırdı beni. Baktım ki herkes bayıla bayıla  anlatıyor. Bende sandım filmde hayatın anlamı saklı. Filmi izleyim herhalde bu kadar övüldüğüne göre vardır birşeyler demiştim. Oturdum evimde bir güzel sinema moduna girdim başladım filmi izlemeye.  Birşey olacak diye beklerken bir baktım film bitiverdi.</p>
<p>Filmde işlenen konu köyden kente göçen ve şehir hayatına uyum sağlayamayan bir gencin hayatıydı. Yani evet mesaj anlamda tamam birşeyler verilmeye çalışmış ama olmamış. Kemal Sunal filmlerinde bile köyden kente göçenlerin hikayeleri anlatılıyor. Düşünün ki o günden bu güne kaç tane bu konuda film çekilmiştir.</p>
<p>Filmi uzun metraj yapabilmeleri için araya boş bakış sahneleri, sigara içme sahneleri, deniz kenarında takılmalar eklemişler. Yada sanat filmi olmasının sırrı burda. Her iki ihtimaldede beni bu sahneler boğuyo, boş geliyo.</p>
<p>Geçenlerde ise büyük bir hevesle yine tavsiye üzerine &#8220;sonbahar&#8221; adlı filmi izleme hatasına düştüm ki sonradan kendime baya bi kızdım. Film üniversitede eylem yapan bir gencin içeri alınması, hapishaneden çıkacağı sırada ise ciğerlerinin iflas etmesi ile başlıyor. Tanıdık değil mi <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  en yakın ve en kalite örnek babam ve oğlum filminin çıkış noktası. Sonradan evine dönüyor, boş boş etrafa bakıyor, az konuşuyor çok sigara içiyor. Buda tanıdık İbo-Ferdi vb. tipte arabeskçilerin çekmiş olduğu filmlerde bunu görebilirsiniz <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ardından ise bir olay var ki yeşilçamın en klasik olayı. Hayat kadınına aşık olma&#8230; Yani şöyle bir bakın bu tek tek saydığım olayların olduğu binlerce bu olayların hepsinin birlikte geçtiği yüzlerce film vardır.</p>
<p>Konu zaten bildik tanıdık. Ama yapımcı-yazar-yönetmen de haklı değil mi. Herşey zaten çekilmiş bu güne kadar. Peki tamam hadi bunu  kabul ediyorum. Ama neden diyalog hiç denecek kadar az? Neden konu yok? Neden sürekli denize, dağa, ormana karşı bakan adamları çekip duruyorlar. İçimizi sıksınlar diye mi?</p>
<p>Sanat filmi izlemek ağır çin işkencesine maruz kalmak gibi birşey. Tabii seven ve beğenenlere iyi seyirler bol festival ödüllü filmler <img src='http://www.taygun.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.taygun.net/elestirel-yaklasim/sanat-filmi-mi-iskence-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
