Geçenlerde izlediğim bir belgesel sonrası bu konuda bir yazı yazarım diye düşünmüştüm. Üzerinede bir kaç gündür yaşanan kötü olaylarda eklenince içimden gelenleri yazmak için büyük bir istekle yine geçtim klavyemin başına.
İnsanlar neden mutsuz? Ya da mutsuz mu?
Türkiye şartlarında her 3 gençten biri işsiz, her 4 makinadan biri susmuş durumda. Buda en azından ülkenin %25-30′luk kısmının işsiz oluduğu için mutsuz olduğuna işarettir. Tabi bu işsizlerin bakmakla yükümlü oldukları kişilerde otomatikman mutsuz olduğu için oran direkt olarak 3 katına çıkıyor. Tabii tek mutsuzluk sebebi para değil. Parası olanında mutsuz olmak için başka sebebi var. Üzerine ne kıyafet giyeceğini bilmemekten dolayı, bmw mi yoksa mersedes mi alacağına karar veremediğinden falan işte. Kimi bir dost bulamadığı için, kimi bir eş veya sevgili. Aslında mutsuz olmak için binlerce sebep üretilebilir. Ama genellikle insanları para ve aşk yüzünden mutsuz, küçük bir kısım ise sağlığını kaybettiği için.
Bir kısım insan var ki her ne olursa olsun iyi düşünüyor, gülümsüyor, etrafındaki hep iyi şeyleri görüyor.
Yukarıda özet geçtiklerim bambaşka bir yazı konusu olacak benim için…
Şimdi izlediğim belgesele gelelim. Bir havuzda eğitimli yunus ve fokların gösterisini izlerken kafam bozuldu, sonrada geçen yıl gittiğim sirk aklıma geldi. Dünya üzerinde bir insan diğer bir insanı düşünmüyor ama benim bu hayvanları görmezden gelmeye, umursamamaya içim el vermiyor. Sirkte garip garip paçavralar giydirilen köpekler, atlar, maymunlar falanlar filanlar mutlu mu?
Özgürce maviliklerde yüzecek olan yunuslar bir havuzun içinde mutlu mu?
Kumsallarda koloniler oluşturacak, denizde avlanacak, üreyecek olan foklar mutlu mu?
Bence hepsinin yanıtı hayır…
İnsan en vahşi yaratıktır derler. Çok doğru, yüzlerce, binlerce örneği var. Dünyayı mahveden bizleriz.
Özgürce vahşi doğada yaşayan hayvanları düşünün birde.
Balık olduğunuzu varsayın bir kaç dakikalığına. Her an tepenizde balıkçıların peydahlandığını, lağımların denize aktığını, dipte taştan yosundan fazla torbaların şişelerin olduğunu düşünün.
Yırtıcı bir kuş oluduğunuzu varsayın şimdide. Her yıl konup yuva yaptığınız ağacı bu yıl bulamadınız, avladığınız hayvanlar ise yeni yapılan karayolu sebep çoktan buraları terk etmiş.
Kaplumbağa olun bir kaç dakikalığına, otoyolda karşıdan karşıya geçmeye çalışın, ormanda etrafınız ateşlerle sarıldığında kaçın kaçabilirseniz.
Fok balığı olun, gözünüzü dünyaya yeni açtığınızda eli sopalı adamların sizin peşinizde olduğunu düşünün.
Bu örnekleride istediğiniz gibi çoğaltın işte.
Dünyayı yaşanmaz bir hale getiren bizler, yalnız kendimizi mutsuz etmiyoruz, tüm hayvanları daha doğrusu tüm canlıları mutsuz ediyoruz.
Farkında olarak veya olmayarak…
Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...