Sen ne pis adamsın Serdar…

In: Eleştirel Yaklaşım

1 Nis 2010

Türk dizileri son zamanlarda rezil bir hal aldı malesef. İzlediğimden değil ha sakın yanlış anlamayın, reklamlarını görmek yetip artıyor. Kavak Yelleri dizisinde herkes herkesle sevgili oldu yattı kalktı, Yaprak Dökümü matem evi gibi her dakika göz yaşları sel olup akıyor, Behlül Bihter’i götürüyor yetmiyor amcasının kızına sarkıyor falan filan fişmekan. Zaten dizileri izlemek için çelik gibi sinir sistemi lazım. Reklamlardan insan bunalıyor.

Yaklaşık 5-6 yıldır izlediğim tek dizi var(dı) Kurtlar Vadisi, fakat artık onunda afedersiniz ama boku çıktı.

Yeni takıntım Ezel…

Dizilere olan önyargım sebep 19. bölümü yayınlanırken başladım izlemeye düşünün. Ne Salih abiye olan hayranlığım, ne Kenan’ın karizması, Ne Tuncel Kurtiz’in mükemmel oyunculuğu beni diziyi ilk anda izlemeye sevk ettiremedi.

Facebook sağolsun arada dayının millete verdiği ayarları görüyordum. Arkadaşlarda çok övdü, hadi bunları geçtim. “Ben dizi izleyemiyorum sabredemiyorum, ne olacaksa 90 bilemedin 120 dakika içinde olup bitecek” diyen annem bile ezelde ezel diye coşunca ilk bir iki bölümü internetten indirip izledim. Dizinin konusu, oyuncuların yeteneği (Cansu Dere hariç), çekim yapılan mekanların güzelliğini falan geçtim. Bizim dizilerimizde pek bulunmayan türden çekim kalitesi, geçmişe dönüşler vs. çok kaliteli bir yapım olmuş. Şuan Ezel bağımlısı olmuş durumdayım :)

Gelelim başlığımızın ucunun nereye dokanacağına. Dizide esas kızın babası, şerefsizler şerefsizi dizide ki ismiyle Serdar yani Salih Kalyon. 88′den sonra doğmuş olanlar pek hatırlamaz o günleri. Fakat tevellütü daha eski olanlar muhakkak onu Bizimkiler dizisinden hatırlayacaklardır. Pazar akşamlarının vazgeçilmeziydi bizimkiler dizisi. Şimdiki gibi uydu alıcıları, kablolu yayın vs. icat olmadığı için kılçık antenin çektiği kısıtlı kanallardaki kısıtlı yayınlardan biriydi. Gerçi Bizimkiler TRT’de ki şaşalı döneminden sonra uzun süre başka kanallardada devam etti etmisine ama TRT’de yayınlanan bölümleri gibi olmadı bir türlü. Biz milletçe tiyatrodan uzak olduğumuz için ya dizilerden ya filmlerden tanıyoruz böyle kıymetli insanları. Vizontele ve Vizontele Tuba’da ufak rolleri olsada o dişsiz haliyle yarattığı tipleme harikaydı. Arkasından Fırtına adlı dizide resmen kendine beni aşık etti. Karadeniz şivesini kullanması ve yeteneğiyle yarattığı kaypak, üçkağıtçı ama sevimli karakter “fevkaladenin fevki” idi efenim :)

Arkasından Komedi Dükkanı ile hakettiği ünü şöhreti yakaladı yakalamasına ama Tolga’nın bencilce ve saygısızca tavırları yüzünden dükkanı bırakıp gitti Salih abi.

Şimdi ise Ezel’de döktürüyor Salih abi, öyle ki sokakta görsem yüzüne tükürüp sen ne pis adamsın Serdar diyeceğim :)

Yorum Formu

Blog Hakkında

Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...