In: Güncel
1 Ağu 2010
Bizim memlekette sanki tek spor futbol. Haberlerde Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş haberleri döner durur. Spor kanallarında bile atletizme veya ne bileyim kareteye, judoya, güreşe yeterli yer verilmez.
31 Temmuz 2010 tarihi Türk spor tarihinin en önemli günlerinden biri olarak yaşandı dün gece. Niye mi? 100 Metre engelli gibi zor bir yarışta bir Türk kızı, hemde devşirme falan değil bildiğiniz kanlı canlı bir Türk kızı Avrupa şampiyonu oldu. O öyle sevindi ki kazandığı başarı sonrası, ekran başında belki 3-5 milyon insan onunla aynı sevinci yaşadı, göz yaşlarını tutamadı.
Daha önce cep herkülü Naim ile, Hamza Yerlikaya ile, Süreyya Ayhan ile yaşadığımız sevinçlerden belkide çok daha anlamlısını, çok daha büyüğünü yaşadık. Atletizmde ilk defa bir bayan sprint dallarında finale çıkıyor ve altın madalya alıyor.
Yarıştan önce bakıyorum, boynunda ay yıldızlı kolye, küpeleride aynı, ojelerinin yarısı beyaz diğer yarısı kırmızı. Belli ki inanmıştı…
Şimdi kendimden utanma vakti dün akşama kadar varlığından haberim olmayan, beni sevince boğan bu kıza ne kadar teşekkür etsem, etsek az…
Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...