Altın bilezik…

In: Günlük

17 May 2010

Yaklaşık 1,5 aylık süre zarfında en azından kayda değer 4 yazılacak olay olsada hiçbirini yazmadım, yazamadım üşendim :)

Neyse ki bugün öyle bir olay vuku buldu ki yazmadan edemedim. Daha önceki yazılara dönüp bakarsanız birşeyleri unutmakta üzerime olmadığını görürsünüz. Pazartesi pazartesi kalkıp büroma geldim etrafı biraz toparlayıp bilgisayar başına geçip ne var ne yok etrafa bakındım, haber okudum vs. vs. kısacası öğlene kadar vakit geçirdim.

Eh öğlen geldi, mide guruldamaya başladı. Dışarıdan atıştıracak birşeyler almak için çıktığımda anahtarımı yanıma almadığımı fark etmedim bile. Nevaleyi alıp kapının önüne geldiğimde şöyle ellerimle ceplerimi bir yokladım. Baştan aşağı kaynar su dökülmesi hissini yaşadım elbet :( Bir kaç dakika düşünme ve arkadaşlara akıl danışma işinden sonra çok duyduğum ama bugüne kadar hiç denemek için karşıma fırsat çıkmayan kredi kartı benzeri bir maddeyle kapı dilini iktirmek eylemini gerçekleştirmeye çalıştım. Bir kaç dakika ön araştırma ve fizibilite ile geçtikten sonra başarılı bir kapı açma operasyonuyla büroya girebildim :)

Hani böyle insanın içinden kahkahalarla gülmek gelir ya öyle bir kriz gelir gibi oldu. Bir iki ufak gülücükle, pişmiş kelle ifadesiyle işi kurtardık. Erhan’ı arayıp “oğlum artık sanat sahibi oldum” dediğimde dumura uğradı garibim. Ne diyorsun gibilerinden birşeyler söyledi “sanat sahibi oldum oğlum, altın bileziği taktım koluma” dedim yine anlamadı. Daha da açıklayıcı olması için “kapıyı açtım içerdeyim” dedim ve karşılıklı bir gülüşme sonrası bu yazıyı yazmak için bilgisayarımın başına geçtim…

Yorum Formu

Blog Hakkında

Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...