AÖF Maceraları

In: Günlük

8 Nis 2010

Geçtiğimiz Cumartesi-Pazar günleri AÖF sınavlarım vardı. Sınav giriş belgeleri çok önceden postayla geliyor ve öyle bir saçma sistem var ki sınava gireceğiniz yere arabasız şekilde vaktinde gitmeniz imkansız. Çok şükür ki Karşıyaka ve Çiğli’de olan sınav yerlerime teyzem çok yakın oturuyor. Zaten maceralarda teyzem ve benim başımdan geçiyor…

Perşembe akşamı ilk sınav yerimi bulmak için yaptığım ön araştırmalar sonucu yola çıktım (google earth sağolsun). Okulu kolay bir şekilde bulmanın sevinciyle teyzeme gittim. Kuzenlerle ki kuzen dediğime bakmayın annem ailenin en büyüğü, bahsettiğim teyzemde en küçüğü ve aralarındada bir teyze ve bir dayı olunca yaş farkını düşünün neyse kuzenlerle ilk geceyi oynaya hoplaya zıplaya kısacası maymunluk yaparak geçirdim. Ertesi sabah asıl maceranın başlangıcıydı.

Teyzemin “benim çarşıda biraz işim var gel birlikte gidelim, oradan okuluna bakarız” demesiyle atladık arabamıza düştük yollara. Karşıyaka çarşısını kesen ara sokaklarda yaklaşık 2 saat kadar o biraz işi hallettik. Hani atalarımız keçinin sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş derler ya benimki ona benzedi. Kadınlarla ne kadar alışverişe çıkmayı sevmediğimi kelimelerle anlatamam. Karşıyaka çarşıda iki saat o dükkan senin bu dükkan benim gezdik, gezmenin yanında fikir verme görevide bana düştü.(zevkime güvenen teyzeme teşekkürü borç bilirim)

Ordan çıktıktan sonra Çiğli 75. Yıl Teknik ve Endüstri Meslek Lisesini bulmak için çabalarımız başladı. Öyle kavşaklar yapılmış ki bilmeyen birinin yolunu bulması imkansız. Öyle ki okulu uzaktan görebiliyorum, “teyze bak okul şurda işte” diye kendimi yırtıyorum ama yolu bulamıyoruz. O arada okulu bulamamanın yanında üstüne yoğurtlu sos misali Çiğli-Menemen yoluna girdik üstelik geri dönüş için olan kavşağıda geçtik. Şuan bu satırları yazarken kendime şaşırıyorum nasıl böyle bir salaklık yaptım diye ama o an o kadar dumur bir vaziyet içindeydim ki geri dönmeyi bile akıl edemeyebilirdim :) Şükür ki arka sokaklardan kavşağa kadar geri dönüp ordan tekrar İzmir yönüne döndürdük arabanın burnunu.

İki şeritli yolda kırmızı ışıklarda tırı geçmeye korkan teyzem (tır sağ şeritte sabit durmakta bu sırada) önümüzdeki bir tır ve ek olarak 4-5 arabalık boş şerite girmeyerek orda bekliyor. Bende mantıken tırdan kurtulmak için onu geçmen lazım diye fikrimi belirttim ve o aradan geçmesini söyledim. Tam bu sırada karşıdan karşıya geçeyim mi geçmeyim mi diye böyle arada kalmış bir kadın gözüme çarptı. Ve bizi gülme krizine sokan şu cümle ağzımdan dökülüverdi “teyze bak dikkat et şu kadın yola atlıycak gibi bakıyor”. Evet belki şuan çok komik gelmeyebilir ama hemen akabinde o kadın yola atlayınca biz gülme krizine girdik.

Daha sonra tekrardan okul arama faaliyetlerine devam ettik. Bir kaç defa Anadolu caddesinde kamyonların bizi biçmesi tehlikesinide bertaraf ettikten sonra nihayetinde okula yaklaştığımı hissettim. Yoldan geçen bir öğrenciye okulu sorar sormaz “abi burdan dümdüz devam et solda görürsün” dediğinde yüzümde güller açtı ve çok şükür okulu bulduk.

Daha sonra teyzemin bana son bir numarası daha çıktı (sandım ama değilmiş). Koçtaş ve Carrefour’da sebze meyvelik arayışına geçtik neyse ki güzel istediği gibi birşeyi bulup aldı. Bunun yanında bir kaç saksı, çilek fidesi vs. de aldık.

Herşey bittiğinde 13:00 sularında çıktığımız eve 18:30 sularında hala dönememiştik. Son çalım olarak teyzem tansaşa beni sokunca çıkışta şöyle kendimi bir yola atayımda kurtulayım bu eziyetten diye düşündüm bu sırada teyzem “sen yola atlayacak gibi bakıyorsun” anladın mı şimdi o kadının halini deyince kahkahalar yine havalarda uçuştu neyse ki yola atlamadan, sağ salim evimize vardık. Teyze yeğen güzel bir gün geçirdik.

Sınavlar nasıl geçti derseniz eh işte orta şeker diyebilirim…

Yorum Formu

Blog Hakkında

Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...