Kısa Kısa…

In: Günlük

20 Oca 2012

Aylar olmuş yine yazı yazmayalı. Bir şeyler karalamanın zamanı gelmiş geçmiş her zaman olduğu gibi.

Meteoroloji uzmanları her sene atıp tutuyor yüz yılın soğuğu, bin yılın soğuğu geyikleri illaki her sene dönüyor. Yalnız bu sene fena halde tutturdular bu söylediklerini. İzmir son senelerde hiç olmadığı kadar soğuk, -’lerde geziyor termometreler sabah ve akşam saatlerinde. Yani tükürsek buz olacak, ki senelerdir buz görmemiştim 2-3 gündür su birikintileri sabah ve akşam saatlerinde buz tutuyor. Onun haricinde bu sene iyi yağmur da yaptı.

Havalar böyle peki memlekette neler olup bitiyor başlıktaki gibi kısa kısa onlara değinelim.

Hakkari Çukurca’da sınırdan kaçak mal geçiren 35 kişi yanlış istihbarat sebebiyle terörist sanılarak bombalandı. Ki halkın çoğu bunların zaten terörist olduğu kanısında. Siyasetçiler çıkıp özür dilediler, istihbaratı kim verdi suçlu kim diye aradılar. İhale yine bir askerin başına kaldı sonuç olarak. Ailelere de tazminat verme kararı çıktı. Cenaze törenlerinde tabutlara pkk bayrakları sarıldığını söylememe gerek yok herhalde.

Orgeneral İlker Başbuğ internet andacı davası kapsamında tutuklandı, bütün siyasetçiler böyle bir insanın tutuklu yargılanmasını doğru bulmuyor. Ama yargı delilleri karartma ihtimaline karşı tutuklu yargılamayı tercih etti.

5 yıl önce işlenen Hrant Dink cinayeti davası sonuçlandı, dava sonucu basit bir cinayet çıktı. Çete, örgüt, organize falan değil dediler. Siyasetçiler yine fikir bildirip yargıya burunlarını soktular. Yargı bağımsızlığı yargı bağımsızlığı diye yaygara yapılan ve yargının bu kadar bağımlı olduğu bir ülke her halde yoktur.

Fenerbahçe’yi şikeden dolayı ligten düşürmemek için bin bir takla atılıyor.

Kısacası düzgün giden hiç bir şey yok memlekette her zaman olduğu gibi. Dolar 1,85 civarlarında, altının gramı 97-98 lira, mazot 4 liraya dayandı. (bunları tarihe not düşmek açısından yazıyorum)

Birde Rauf Denktaş’ı kaybettik. Benim yaşlarda olup taş devri çizgi filmiyle büyüyenlere herhalde soyadı hep ilginç komik gelmiştir. Çocukluk dönemlerimde sık sık haberlerde, gazetelerde, televizyonlarda ismini duyduğum KKTC Cumhurbaşkanını sadece ismen yaptıklarını bilmeden severdim. Severdim diyorum çünkü televizyonda gördüğümüzde babamın bu adamı sevdiğini hissederdim. Televizyonlarda hep iyi şekilde bahsederdi. Tonton babacan tavırlı ama aynı zamanda ciddi bir adamdı. Zaman geçtikçe Kıbrıs Harekatı, Kıbrıs Sorunu konularının içine girdikçe bu adamı boşuna sevmemişim dedim. KKTC’yi Avrupa Birliği’ne davet edenlere “Türkiye olmadan cennete bile girmem” diyebilmiş bir insandan bahsediyoruz. Gazetelerin manşetlerinde “Kıbrıs davasına adanmış bir ömür” diye yer almış bir insan.  Mekanı cennet olsun.

 

Bana gelince hayatım aynı değişen bir şey yok demeye alışkınım ama artık eski alışkanlıkların yerini yenilikler almaya başladı. Hayatımda artık bir melek var, beni seven, koruyan, mutlu eden bir melek. 1 Aralık 2011 benim için bir milad diyebilirim.

Şimdilik kısa kısa bu kadar…

Yorum Formu

Blog Hakkında

Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...