In: Kategorilenmemiş
9 Ağu 2009Son zamanlarda yaşadığım en güzel 24 saati yaşadım diyebilirim. Arayıpta bulamadığım türden dolu dolu yarımşardan bir gün ve bir gece yaşadım.
İzmir’in bir zamanlar şirin bir köyü olan Zeytinalanı şimdilerde kasaba denebilecek kıvamda bir yer. Çok yakın bir dostumun ve tanıdığım tüm kuzenlerinin arkadaşları olan Hasan-Hüseyin kardeşlerin asker eğlencesi için oraya davet edildim. Eh davete icabet adettendir gitmemek saygısızlık olur diyerekten Cumartesi günü öğle saatlerinde Erhan’la birlikte yollara düştük. Zeytinalanına geldik, bir kaç tanıdıkla merhabalaşıp, el öpüp, çaylarını içtikten sonra. Yerleşimin daha az olduğu yerdeki asıl davetli olduğumuz yere gittik. Allah’ım o ne güzellik. İncir ağaçları, bahçede envayi çeşit sebze, inekler(doğal olarak hafif bir tezek kokusu), ciğere fazla çekildiğinde kafa yapan bol oksijenli bir hava ve şehrin inanılmaz gürültüsünden patırtısından eser olmayan sessiz bir ortam.
Herkesle şöyle bir merhabalaşıp nereye otursak diye yer ararken şöyle güzel bir dut ağacının altını seçtik. Zaten hazır olan masaya kurulduk bir güzel. Başladık hafif hafif yemekleri yemeye ve sohbet etmeye. Arada geçen boşnakça kelimeleri ya Erhan tercüme ediyor yada söyleyen kişi bana dönüp söylüyor anlıycağınız muhabbet gırla. Birbirinden güzel yemekler, mezeler, salatalar insanın her birinden birer lokma tadarak doyabileceği bir sofra. Birde müzik olsa diyorsunuz ama oda var merak etmeyin hali hazırda bir davul ve bir zurnacımız mevcuttu. Türk insanı ağzıyla içmeyi beceremediğinden ötürü ufak bir kavga çıktı. Yine fazla kaçıran biri havaya ateş edeceğine davulcuya doğru ateş edince ortalık karıştı davulcu attı kendini yere. Bize biraz daha uzak olduğundan biz davulcuyu hakkın rahmetine kavuştu sandık ama telaş çabuk atlatıldı bizim davulcu yine başlayınca rahat bir nefes aldık.
Velhasıl gece sonlandı. Herkes evlerine gitti. Bizde Erhan, kuzenleri ve Hasan-Hüseyin kardeşlerle birlikte kaldık başbaşa. Arada fazla kaçıranlar izin isteyip yattı. Sabaha kadar sessiz sakin oturup sohbet ettik. Artık piller bitme durumuna gelince herkes yattı. Sabah serinliğinde yarım açık pencere önünde tatlı bir uykuya daldım. Sadece 3-4 saat uyumak sanki 10-12 saat uyumuşum gibi bir enerji doldurdu.
Uzun kuzen Rıdvan bize kahvaltı için domatesli, sucuklu bir yumurta yapmış ki sormayın. Yemekten sonra biraz oturup muhabbet ettik. Biraz dağ tepe yürüyüş yaptık, incir yedik, tarlaya dalıp domates biber topladık. Yani şehirde yapamadığım ne varsa doyasıya yaptım.
Bu sıralar ihtiyacım olan doğayla baş başa kalma olayını doya doya yaşadığım için inanılmaz bir mutluluk ve huzur doluyum. Böyle yerlerde devamlı yaşayanlara bunları anlatsam herhalde gülerek bakar ama tabiattan uzak yaşayanlar için böyle şeyler inanılmaz keyif verici.
Neyse daha fazla uzatmıyorum mutluyum, huzurluyum
Buraya blog hakkında birşeyler yazmam gerekiyor ama üşendiğim için sonraya bırakıyorum...